banner2

Adı Kurban!

Bayram olması iyi de, genellikle koyunların boğazlarının uluorta kesilmesi ve kan, çocukluğumdan bu yana ürkütmüştür beni.

Ondan sonrası asıl bayram!

Evimiz, Pınarbaşı meydanının, yani Bursa'nın ünlü Bayramyeri'nin hemen arkasında.

Program bayram namazıyla başlar. Uykunun en tatlı yerinde babam seslenir,'' çocuklar haydi hazırlanın gidiyoruz''.

Zor zahmet kalkar giyinir ve çıkarız. Namazdan sonra mezarlık ziyareti sıradadır. Tanıdıklarımızın çoğuyla oralarda karşılaşır ve erkenden bayramlaşırız.

Eve dönüşün keyfi de bir başka olur.

Annem kahvaltıyı hazırlamış bizi beklemektedir.

Çorba, büryan ve tatlının tadına doyum olmaz.

Daha sonrasında durumu uygun olan aileler kurbanlarını keser, kurbanlıkların etleri kesemeyen ailelere paylaştırılır, derileri de THK' na verilirdi.

Artık biran önce bayramlıkları giymenin ve komşuların elini öpüp, harçlıkları kapmanın zamanı…

Bayramyeri bizi bekler.

Turşucu Lütfü Abi, kayık şeklindeki salıncaklarıyla meşhur komşumuz Osman Abi, bisiklet ve motor kiralayan İsmail Abi ve diğerleri....

İlk günün ilk heyecanlarının ardından tüm aile büyüklerinin ziyaretleri başlar ve 2 gün sürerdi.

Zaman inanılmaz bir hızla geçiyor. Artık teknoloji çağının insanlarıyız.

Laptop'larımız, Ipad'lerimiz, Notebooklar ve cep telefonlarımızdan kafamızı kaldırıp kimseyle konuşamıyoruz.

Çok yoğunuz, çok!

Bayramları, sürekli yaşanılan ortamlardan kaçış anı olarak görüyor ve aylar öncesinden tatil programları yapıyoruz.

Neredeyse 1 hafta öncesinden cepten gönderdiğimiz mesajlarla görevimizi yerine getirmenin huzurunu yaşıyoruz!

Nasıl oluyor ki tüm bunlar?

Annelerimiz, Babalarımız, akrabalarımız ve dostlarımızdan selamı, hal hatır sormayı esirgemek neyin nesi ?

Bütün bu abuklukların ardından kurban eti ve derilerinin paylaşımı çıktı bir de! Üstelik en ciddisi de bu bence!

Ciddi bir getirinin olduğu kurban sektöründe; tedarik ve paylaşımla ilgili inanılmaz suistimaller yaşanmaya başladı.

Otoritenin hoşgörüsü sayesinde her tarafımız cambazlarla çevrildi. Cep telefonlarımız mesajlardan geçilmiyor.

İşin en acı yönü de, dostlarımızın bile bu konuyla ilgili boşvermişlikleri. Ben görevimi yapıyorum, gerisi beni ilgilendirmez diyor çoğu!

Bursa'nın çok önemli bir kurumu var, ÇEK.

1995 yılından bu yana müthiş çocuklar eğitiyor. Onların olanakları yok ama bizler varız.

Türkiye'nin de LÖSEV'i var. Çağımızın en önemli hastalıklarından, ki en çok çocukları etkiliyor LÖSEMİ' nin baş belası bir kurum.

İlaçların, tedavi sürecinin çok pahalı ve zahmetli olduğu anlarda ortaya çıkıyor ve her şeyin üstesinden geliyor.

Biraz sorumlu davranın artık! Neyi ne için yaptığınızın farkına varın!

Sevdiklerinizi, çocukları ve ülkenizi ihmal etmeyin!

YORUM EKLE