banner2

Bittin Sen Yavrum Trump!

ABD’nin Başkanlarını 1964 yılında Kıbrıs konusunda tavrımızdan dolayı bize haddinizi bilin diyen Başkan Johnson’un mektubundan sonra yakından takip ederim. Aslında Sütlü Kahve Obama dahil hiçbirini sevmedim. Geçirdiğimiz büyük Marmara Depremi felaketi sonrası gelip gezen ve burnunu bir bebeğe sıktıran Bill Clinton hakkında biraz olumlu düşünürüm.

ABD Başkanlık seçimleri yarıştan öte kıyasıya bir savaş biçiminde geçer. Adayların yatak odaları dahil her yere girilir ve hatta cinayetler işlenir. Başkanlara suikast düzenlenir. Adaylara infaz yapılır. Seçim bittiğinde kazanan bütün ABD’nin tartışılmaz başkanı olur.

Ne zamana kadar?

Başkan Trump’a kadar! Bu adamı hala ABD Başkanı görmeyen ve kabul etmeyen milyonlarca ABD vatandaşı var. Yani bu emlak zengini adam kendi halkına Başkan olarak rüştünü ispat edemedi.

Bence edemeden de ya gidecek ya gidecek!

Bizim ABD ile ilişkilerimiz hep onların dediği olur biçiminde şekillendi. Geçmişte ne zaman kafa kaldırsak ya mektup ya da ambargo ile tehdit edildik. Özellikle Kıbrıs sorunu ve haşhaş ekimi konularında ABD tarafından sert bir şeklide uyarıldık.

Ancak ne olursa olsun nezaket ve diplomasi kuralları ne zorlanırsa zorlansın mektuplarda genel bir kalite vardı.

Bizim tarihimizde çok eleştirilen ve kabul edilemez olarak görülen mektubun son iki paragrafı aynen şöyledir.

Nihayet Bay Başkan, en ciddi meseleyi, «Savaş mı, barış mı» meselesini öne sürmüş bulunuyorsunuz. Bu meseleler Türkiye ve Birleşik Amerika arasındaki iki taraflı ilişkilerin çok ötesine giden meselelerdir. Bunlar sadece Türkiye ve Yunanistan arasında bir savaşı kesin olarak doğurmakla kalmayacak, fakat Kıbrıs'a tek taraflı bir müdahalenin doğuracağı önceden kestirilemeyen neticeler nedeniyle daha geniş çapta çarpışmalara yol açabilecektir. Sizin, Türkiye hükümetinin Başbakanı olarak sorumluluklarınız var, benim de Birleşik Amerika Başkanı olarak sorumluluklarım mevcuttur. Bu sebeple en dostane şekilde size şunu bildirmek isterim ki, bizimle yeniden ve en geniş ölçüde danışmaksızın böyle bir harekete girişemeyeceğinize dair bana güvence verdiğiniz takdirde, meselenin gizli tutulması hususunda Büyükelçi Hare'den isteğinizi kabul etmeyecek ve NATO Konseyiyle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acele toplantıya çağrılmasını istemek mecburiyetinde kalacağım.»

«Bu mesele hakkında sizinle şahsen görüşebilmemizin mümkün olmasını isterdim. Ne yazık ki mevcut Anayasa hükümlerimizin icabı dolayısıyla, Birleşik Amerika'dan ayrılamamaktayım.»

«Ayrıntılı görüşmeler için, siz buraya gelebilirseniz bunu memnuniyetle karşılarım. Genel barış ve Kıbrıs meselesinin sağduyu ve barış yoluyla çözümü hususlarında, sizinle benim çok ağır bir sorumluluk taşımakta olduğumuzu hissediyorum. Bu nedenle aramızda en geniş ve en içten danışmalar da bulununcaya kadar, sizin ve meslektaşlarınızın tasarladığınız her türlü karan geri bırakmanızı rica ederim.»
«Saygılarımla, «Lyndon B. Johnson»

Bu mektupta Tehdit ya da aba altından sopa göstermek var mıdır?

Vardır!

Ama bütün sözler nazik bir diplomasi kalıbına oturtulup mevkidaşa o şekilde gönderilmiştir.

Trump kişiliğini bulamamış ergen tripleri atarak Rahip konusunu tehdit unsuru olarak kullanmış ve Yardımcısı Pence’nin haddini aşan kalitesiz bir insan ürünü olan demeci bardağı taşıran son damla olmuştur.

Şimdi de Türkiye Cumhuriyetinin iki Bakanını kara listeye alacak kadar küstahlaşmışlardır.

Bize düşen soğukkanlı olmaktır. Onların ateşine odun taşımadan kendi kendilerini yanıp bitmesini beklemektir. Aynı üslubu kullanmak bizi Trump’laştırır.

Şimdilik ipin ucu Trump’ın elinde olduğundan bizi sıkıntıya sokar.

Sonbahar Trump’a çok kötü gelecektir. Adamı halk sevmiyor. Seçimlerdeki hileleri konuşuluyor. Federal Savcılar seçimdeki Rusya parmağından onu sorumlu tutuyor. Temsilciler Meclisi onu sallamıyor.

Melania bile onun yüzünü görmek istemiyor.

ABD bizi kendi kurdurduğu Muz Cumhuriyetlerinden biri sanarak, taleplerini uluslararası diplomatik nezaketten uzak dikte ettirmeye kalkarsa elbette cevabını alacaktır. Biz Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kanımızla canımızla kurduğumuz Cumhuriyetimizi ve onun temsilcilerini Trump gibi paralı zamparalara malamat ettirmeyiz

YORUM EKLE