banner2

Bursaspor’un Ateşle Dansı…

Bursaspor, transferde geç kalmasına, istediklerini alamamasına, rağmen dört maçın oyun kalitesine baktığımızda biz de ‘lige iyi başladık’ diyenlerden olduk.

Futbol sonuç oyunudur. Ne yaparsanız yapın, bütün istatistikler lehinize olsun ama topu o üç direğin arasından içeri atamazsanız başarı yok demektir.

Bursaspor üç yıldır saha dışında, iki yıldır da saha içinde kötü yönetiliyor ve bunu herkes biliyor.

Bu sezon Samet Aybaba ve gençlerle iyi başladık gibi diyoruz ama cebimizde fazla bir şey yok. Dört maçın değeri olan 12 puanın 9 ‘u uçtu, elimizde 3 ’ü kaldı ve henüz galibiyetle tanışamadık.

Son yılların en kötü finalini yaptığımız 2016-2017 sezonunun ilk beş maçın sonunda 12 puanla lig ikincisi olmamıza rağmen son maçta Trabzonspor’a puan lazım olmadığı için ligde kalmış olduğumuzu unutmayalım.

Yine bizden daha kötü üç takım olduğu için kümede kaldığımız 2017-2018 sezonunda ise ilk beş maçta 9 puanla lig yedincisi olmuştuk.

Bu iki sezonda da ikinci yarılar bize kabus gibi gelmiş ve uzun mağlubiyet serileri yaşamıştık.

Bu gibi haller profesyonel dünyada yönetim yalanlarının futbolcular üzerinde yarattığı hayal kırıklığının tablosu olarak tanımlanır.

Başta taahhütlere uyulmaz, ardından verilen sözler tutulmaz, sonra bir verilip daha tutulmaz ise arada köprü olan Teknik Adam’a güveni biten futbolcular da tuttukları ipin ucunu bırakır.

Bursaspor’un son iki sezondaki en büyük şansı topladığı ilk yarı puanları olmuştur. Yoksa son iki sezonun ikinci yarılarının puan tablosunda düşen takımı Bursaspor’dur.

İki sezondur elimizde ateşli meşale ile barut fıçıları üzerinde dans etmekten yorulduk.

Tribünlerde bir slogan vardır.

Sahada canını dişine takan futbolculara ‘Böyle oynayın canımızı yiyin’ ya da ‘ Yeter ki böyle oynayın yenilin ‘ denir.

Bu bir yere kadar doğrudur ama bu mevsim uzun sürerse kış çok ağır gelir ve ‘ Vur kır parçala bu maçı kazan ‘ gibi futbol dışı söylemlerle futbolcuların üzerine büyük baskı yüklenir. Kalite de sorunlar varsa kaçınılmaz acı sona doğru hızla varılır.

Önümüzdeki Çaykur Rizespor deplasmanı ile evimizde oynayacağımız Medipol Başakşehir maçı aslında lige hangi kompartımanda devam edeceğimizi belirlemesi açısından önemlidir.

Ali Ay ve taifesi kimsenin umurunda değildir ama sonuç itibariyle 1060 oyu bir şekilde olarak seçilmiş bir ekiptir.

Bütün takımlar gibi Bursaspor’da da mali sorunlar vardır. Bu bir şekilde anlaşılabilir bir durumdur ama Bursaspor’da uygunsuz işler oluyorsa ve bunu kim yapıyorsa yakasına yapışmak, hesap sormak şarttır.

Bu kez kendilerine biat eden bir Divan’da yatarak değil, onlardan daha fazla oy almış olan Bağımsız Denetleme Kurulu’nun kantarında tartılacakları için icraatlarındaki feraseti çok şeffaf bir şekilde göreceğimizi umut ediyorum.

Yalçın Cambaz Başkanlığındaki Denetleme Kurulu baskılara boyun eğerek raporlarında gerçekleri dile getirmezse kendi var oluş nedenlerini yok etmekle kalmazlar Bursaspor’un geleceğinin vebali altında kalırlar.

Denetleme Kurulu kendi dönemiyle ilgili yaptığı tespitleri virgülüne kadar Kongre Üyeleri ve Kamuoyu ile paylaşmalıdır. Buna inanıyor ve güveniyoruz.

Ve umudum yok ama dilerim ki; Başkan ve Yönetimi kongredeki gibi parmakla değil, sağlıklı raporlar, tutanaklarla aklanırlar ve toplumun önüne tertemiz çıkarlar.

Sarı Eylül’den kilere bereketiyle altı puan girmezse, Kızıl Ekim ve Kara Kışın kapıda olduğunu biz buraya, herkes aklına yazsın..

Başka Bursaspor yok!

YORUM EKLE