banner2

BUYURSUN GELSİN!

Delikanlı erkekler açısından, hareketli günlerin yaşandığı bir 30 günü daha deviriyoruz. Malumunuz, 2018 FIFA Dünya Kupası yarın sona eriyor. Ama bizim konumuz futbol değil. Ben daha naif takılayım diyorum.

Dünyanın en önemli organizasyonlarından Wimbledon Tenis Turnuvası ve Fransa Bisiklet Turu'nun tam gaz sürdüğü bir dönemdeyiz.

Futbola olan ilgim giderek azalsa da, sözkonusu Dünya Kupası olunca işin rengi değişiyor. Olan tenise oluyor bu arada!

Akşamları evde bir yandan spor yaparken diğer yandan da tv'den keyifli görüntüleri kaçırmamaya çalışırım. Dün 18.00 gibi kanalları karıştırırken, Eurosport'ta Wimbledon yarı finalinin ilk ayağına denk geldim. Tanımadığım 2 genç oynuyordu. Ben yaklaşık 1.5 saat sonra sporu bıraktım ama ekranın karşısından ayrılamıyorum. Müthiş terliyim ve hemen duş almam gerek. Nasıl olsa maç birazdan biter diye düşünüyorum. Eşim yemeğe çağırıyor... Bir ara hadi dışarı çıkalım diyor.... 21.40 gibi nihayet maç bitiyor. Tam 6 saat 36 dakika olmuş!

Tenisçiler herhangi bir takımın parçası değiller. Anlık konsantrasyon eksikliklerini, hatalarını kapatacak kimse yok yanlarında. Hakem direğin üzerinde, diğer yardımcılar dört bir yanda ve oyunun sürekli içindeler.

Aklıma, bizim hepsi ayrı bir dünya starı olan yıldızlarımız ve teknik direktörlerimiz geliyor!

1 haftada 2 maç oynamayı zul gören bu çapsızların, yaşamdan alacakları daha çok dersleri olduğunu düşünüyorum.

Bu maçın ardından, yarı finalin diğer ayağı başlıyor. Kurallar gereği kortların 23.00'te kapanması nedeniyle o da yarım kalıyor.

Nihayet bugün geri kalan süre sonuçlanıyor. 2 gün sonunda yaklaşık 7 saat tenis izliyorum. Kafam sürekli sallanıyor.

Öylesine havaya girdim ki; karşıma çıkabilecek cesareti olan tenisçi varsa gelsin diyorum!

YORUM EKLE