banner2

BOZCAADA Tanrı'nın insanlar uzun ömürlü olsunlar diye yarattığı yer

Eski adıyla Tenedos bildiğimiz adı ile Bozcaada, turkuaz suları, ihtişamlı kalesi, rengarenk çiçekleri, evleri, Arnavut Kaldırımlı sokakları, birbirinden güzel lezzetleri ile cana can katan, keyifli ve huzurlu bir yer

BOZCAADA Tanrı'nın  insanlar uzun ömürlü olsunlar diye yarattığı yer

Denizler Tanrısı Poseidon’un oğlu kral Kyknos, ilk evliliğinden olan oğlu Tenes’i karısının iftiralarına kanarak bir sandığın içinde denize bırakmış. Sandık günlerce denizde yol aldıktan sonra bir adaya gelip sahile vurmuş ve bu ada sayesinde Tenes ölümden kurtulmuş. Zamanla bu adaya Tenes’in adası yani Tenedos denmiş yine ondan mıdır bilinmez Tenes’e hayat veren bu adaya ünlü tarihçi Heredot “Tanrı insanlar uzun ömürlü olsunlar diye Tenedos’u yaratmış “ demiş. Eski adıyla Tenedos bildiğimiz adı ile Bozcaada gerçekten de cana can katan, keyifli ve huzurlu bir yer.

 Türkiye’nin köyü olmayan tek ilçesi ve en büyük üçüncü adası olan Bozcaada Çanakkale iline bağlı. Adaya Geyikli iskelesinden yaklaşık 30 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğundan sonra ulaşıyorsunuz.

 Adaya yaklaşırken ilk dikkatinizi çekecek olan şey ise ihtişamlı Bozcaada Kalesi. Kale öylesine heybetli ki tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanan bu küçük adanın tarihsel önemini ve yapıldığı dönemlerde ne kadar stratejik bir konumu olduğunu kaleyi gördüğünüz an anlayabiliyorsunuz.

 Bozcaada ülkemizde kendine özgü mimari dokusu bulunan, çarpık kentleşmenin ve beton yapılaşmanın pek görülmediği nadir tatil beldelerinden biri. Büyük oteller, tatil köyleri, gece klüpleri veya disko yok adada. Genelde küçük pansiyonlar, oteller, adanın içlerine doğru ise bağ evleri var yaygın olarak. Sabah kahvaltılarında adadaki otellerin hemen hepsinde domates reçeli, mis gibi pişi ve eğer mevsiminde gitmişseniz taze sıkılmış üzüm suyu ikram ediliyor.

 Adanın en önemli ürünü üzüm ve bu üzümlerden yapılmış şaraplar. Dolaşırken bir çok firmanın kendi ürettiği şarapları sattığı dükkanları hemen göreceksiniz. Dükkanlarda tadım yapılmıyor. Damak zevkinize göre size en uygun olan ürünü öneriyorlar.

Bir diğer adaya özgü ürün de badem kurabiyesi. Kokusu zaten bütün adayı sarıyor. Çiçek Pastanesi ve Efi Badem en meşhur dükkanlar.

Hem Rum hem Türk kültürünün izlerini bir arada görebileceğiniz Bozcaada’da eskiden Rumların ve Türklerin mahallelerinin sınırını adanın içinden geçen dere oluşturuyormuş. Bugün derenin olduğu yerde Çınar Çarşı Caddesi var. Rumlar kalmamış ama yerleşim yine de Cumhuriyet(Rum) ve Alaybey(Türk) mahallesi olarak ikiye ayrılmış.

Adanın sokaklarında dolaşmaya başlayınca gördüğü güzelliklerden hemen bir huzur kaplıyor insanın içini. Birbirinden güzel taş evler, renkli panjurlar, duvar resimleri, rengarenk çiçekler, Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, mis gibi bademli kurabiye kokusu insanı kendinden geçiriyor. Her köşede her sokakta saatlerce fotoğraf çekmek, çektirmek istiyor insan.

Gittiğiniz yeri biraz daha iyi tanımak istiyorsanız biraz da Bozcaada müzesine zaman ayırın derim. Rum mahallesinde 130 yıllık bir binada yer alan müzede binanın ilk sahiplerinin fotoğraflarından, kıyafetlerine, yine adada yaşayan Rumların Yunanistan’a göç eden akrabalarının müzeye bağışladığı pek çok kişisel eşyaya, bu müzeyi kendi bireysel girişimleri ile oluşturan Hakan Güreney’in deniz kabuklarından tutun da kişisel birçok koleksiyonuna daha yer verilmiş.

Bozcaada’nın bir çok yerinde sokaklarda birbirinden güzel duvar resimleri var. İşte bu güzel resimleri çizen ressam Cemil Onay’ın atölyesi de Rum mahallesinde. Bütün duvar resimlerini siz mi çizdiniz dediğimde sadece güzel olanları diye cevapladı beni. Haksız da sayılmaz Bozcaada’nın en çok paylaşılan fotoğraf karesi onun çizdiği bir resim çünkü.

Ayazma Plajı Bozcaada’nın en çok bilinen plajı. Upuzun bir kumsal ve muhteşem bir denizi var. İnsana kendini yenilenmiş hissettiriyor. Habbele ve Sulubahçe de adanın diğer önemli plajları. Bozcaada’nın denizi biraz soğuk ama siz de benim gibi "deniz dediğin girince insanı şöyle bir hafif titretmeli" diyenlerdenseniz bayılacaksınız bu güzel turkuaz sulara.

Bozcaada’ya en az 3 gününüzü ayırın. Sokaklarında kaybolun, bütün çiçekleri koklayın, adanın güzel lezzetlerinin tadına bakın, soğuk ve tertemiz sularında yüzün, bol bol fotoğraf çekin, sahilde rıhtımdaki cafelerde şezlonglara uzanıp çayınızı, kahvenizi, şarabınızı için, sırtınız Bozcaada kalesine, yüzünüz denize doğru gün batımını izleyin, kitabınızı okuyun. Emin olun yaşadığınızın farkına varacaksınız.


 

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2018, 13:13
YORUM EKLE
YORUMLAR
Berrin balcı
Berrin balcı - 2 yıl Önce

Ellerine sağlık çok güzel olmuş diğer yazıları merakla bekliyorum, diğer tüm yazılarının kahramanlarından biri olmak dileğiyle☺️❤️

Fatma balcı
Fatma balcı - 2 yıl Önce

Tek kelimeyle

Ömer Özdemir
Ömer Özdemir - 2 yıl Önce

Gönülden tebrikler sesine yüreğine sözlerine ☺️

Guler Yigit
Guler Yigit - 2 yıl Önce

Uzun zamandir gitmemistim Nihal, özlemişim .Ne güzel anlatmışsın , sevgiler

Fikriye Soydan
Fikriye Soydan - 2 yıl Önce

Gitmiş gibi oldum yazın ruhumu okşadı sevgili Nihal

Nevzat Kocakurt
Nevzat Kocakurt - 2 yıl Önce

Kaleminize sağlık.Emeğinize sağlık.
Harika hissettirdi bize yazınız.Devamı dileğiyle.

Tülay Bitiş
Tülay Bitiş - 2 yıl Önce

Bir türlü fırsat bulup gidemediğim yeri tanımış kadar oldum ve ilk fırsatta gideceğim sayenizde.Güzel bir yazı olmuş tebrikler

SIRADAKİ HABER