banner2

'Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan da Türkiye’dir'

Ali Eşref UZUNDERE

'Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan da Türkiye’dir'

Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü, kardeş ülke Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılı dolayısıyla konferans düzenledi. 

Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde Uluslararası İlişkiler öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen çok sayıda öğrenci ve öğretim üyesinin izlediği konferans, saygı duruşunun ardından Türkiye ve Azerbaycan’ın milli marşlarının okunmasıyla başladı. 

Konferansın açış konuşmasını yapan Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce, iki ülke arasındaki ilişkiyi  “Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan Türkiye’dir” diye tanımlayarak, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade’nin ifadesiyle; “Azerbaycanlılar milliyet bakımından Türk, din bakımından İslâm, uygarlık bakımından Doğulu’dur. Kendisine mahsus lehçesi ile Anadolu Türkçesine yakın bir şiveyle konuşan Azerbaycan Türkü, çeşitli şivelere sahip ve bulunduğu yerlere göre çeşitli isimler taşıyan büyük Türk ağacının bir dalıdır” dedi. 
 

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade ile dönemin kıymetli devlet adamları ve askerleri tarafından büyük bir fedakârlık sonucu kurulduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Yüce, “Bu devlet, Osmanlı Devleti tarafından kuruluşunun hemen ardından tanındığını söyledi.

Türk ve Müslüman âleminin ilk Cumhuriyeti
Dış güçlerin baskısı, içteki ağır şartların yarattığı bir ortamda, 23 ay yaşayan bu cumhuriyetin, en çağdaş devlet yönetimi formunu uyguladığını ve bu günkü Azerbaycan Türk Cumhuriyeti’nin temelleri de o dönemde atıldığını kaydeden Prof. Dr. Yüce, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade’nin ifadesiyle ile “Azerbaycan, Müslüman âleminde ilk cumhuriyet, Türk dünyasında ilk devlettir. Türk asıllı bütün devletler genellikle dini bünye üzerinde kurulmuş oldukları halde, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti çağdaş, milli, medeni, bağımsız anlayışıyla, Türk milli demokratik devlet yapısına dayalıdır. Azerbaycan Türk’ünün Türk’e olan sevdası kadar bizim de Azerbaycan’a sevdamızın olması gerekmektedir. Azerbaycan Türk’ünün, Türkiye’yi tanıdığı kadar bizim de Azerbaycan’ı tanımamız gerekiyor. Bu nedenle bu tür toplantıları sık sık yapmamız gerekiyor” diye konuştu.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce’nin konuşmasının ardından, U.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Özdal’ın kısaca giriş yaptığı toplantıda; U.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü öğretim üyesi Nilüfer Mutlu, “Hanlıklar Döneminden Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna Dek Azerbaycan Tarihi”, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Murat Jane de “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kuruluş Sürecinde Büyük Güçlerin Rolü” konusunda konuştular. 


 
Öğretim üyesi Nilüfer Mutlu, sözlerine Azerbaycanlı şair Semet Vurgur’un;
“El bilir ki, sen menimsen,
Yurdum, yuvam, meskenimsen,
Anam doğma vetenimsen
Ayrılar mı könül candan?
Azerbaycan, Azerbaycan” dizelerini okuyarak başladığı konuşmasında, ikinci büyük Türk halklı devleti olan Azerbaycan coğrafyasının önemli bir stratejik konuma sahip olduğunu söyledi.

Asya Avrupa arasında köprü 
Yer altı ve yer üstü zenginlikleri, tarihi İpek Yolu üzerinde olması, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan köprü konumunda bulunan Azerbaycan coğrafyasında kurulan devletleri zikreden Mutlu, Nadir Şah’ın kurduğu Afşar İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Azerbaycan toprakları üzerinde 14 ayrı “Hanlık” (feodal Şehir devleti) kurulduğunu bildirdi.

Çarlık Rusya, “Sıcak Denizleri İnme” politikası doğrultusunda 1803 yılında Kafkasya’ya askeri hareketi ilk önce Gence Hanlığı olmak üzere, Azerbaycan hanlıkları topraklarını bir bir işgal ederek ortadan kaldırdığını anlatan Mutlu, Rusya-İran savaşları sonucu 1913’de imzalan Gülistan,  1828’de imzalanan Türkmençay Antlaşmasıyla da en son Revan ve Nahcivan hanlıkları ortadan kaldırıldığını, Aras Nehri sınır kabul edilerek, Azerbaycan toprakları haklı ile birlikte İran ile Çarlık Rusya’sı ile İran (Gacar Devleti) arasında Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak bölünüp paylaşıldığını kaydetti.

Rusya, güttüğü politik siyaset gereği, İran topraklarında yaşayan Ermeniler, göçtürülerek Kuzey Azerbaycan topraklarında Revan/Erivan, Nahcivan, Karabağ ve Sürmeli Çukuru (Iğdır-Tuzluca Aralık) bölgelerine yerleştirildiğine dikkat çeken Mutlu Çarlık Rus idaresi 1917’de çıkan ihtilal sonucu devrilmesi sonucu, yerine kurulan Bolşevik Rus hükümeti, Çarlık Rus imparatorluğu bünyesinde zulüm ve esaret altında yaşayan milletlere kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olma fırsatını tanıdığını, Trans Kafkasya bölgesinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan devletlerinin kurulduğunu anlattı. 

Azerbaycan Devlet tarihinin en önemli aşamalarından birinin 1918-1920 yıllarında kurulmuş olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti dönemi, olduğunu, Azerbaycan Türklerinin hayatında önemli bir sayfa açıldığını kaydeden öğretim üyesi Nilüfer Mutlu şunları kaydetti: 
“28 Mayıs 1918’de Gence, geçici başkent olmak üzere Bağımsız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi. Bakü’nün Bolşevik Rus ve Ermeni çetelerinin işgalinden kurtarılması için Batum Atlaşması ek protokolü gereğince Azerbaycan Hükümeti, Osmanlı Devletinden yardım talebinde bulundu. Enver Paşa, bu talebe bir plan uygulaması hazırlar. Buna göre, “Azerbaycan’da bir ordu kurulacak ve mevcudunun büyük çoğunluğu Azerbaycan Türklerinden oluşturulacaktı.

Azerbaycan’da teşkili düşünülen yeni orduya ‘ Kafkas İslam Ordusu adı verilmiş, Komutanlığı’na da Enver Paşanın kardeşi Nuri Paşa tayin edilmiştir.

1 yıl 11 ay 29 gün süren bağımsızlık
Azerbaycan Milli hükümeti, zor şartlar altında olsa da, 7 Aralık 1918’de milli meclisini açmıştır. Feteli Han Hoyski Başkanlığı’da kurulan hükümet, Devlet iktidarı; Parlamento, Hükümet ve Yargı sistemi olmak üzere 3 temel kuvvet ile temsil edilmiştir. Cumhuriyetin yaşadığı dönemde beş hükümet kurulmuş, bunlardan ilk üçü Feteli Han Hoyski son ikisini de Nesib Bey Yusufbeyli tarafından oluşturulmuştur. Kısa zaman içersinde devlet sınırları belirlenmiş, Milli ordunun kurulması hızlandırılmış, devletin resmi dili Azerbaycan Türkçesi olarak ilan edilmiştir. 1918 Ekim bu günkü üç renkli (mavi, kırmızı yeşil ) bayrağı, devlet sembolü olarak kabul edilmiş, eğitim öğretime önem verilerek kız ve öğretmen okulları açılmıştır.
Zor koşullarda ve kısa sürede içinde; iç güvenliğin sağlaması, ekonominin düzenlenmesi, Bakü-Batum Petrol Boru hattının çalışır duruma getirilmesi ve Bakü-Culfa Demiryolu hattının sürdürülmesi gibi işleri başaran Azerbaycan Hükümeti, merkez bankasını kararak kendi parasını çıkarmıştır.” 

Bakü’de; Belçika, İsviçre, Hollanda, Çekoslovakya Finlandiya ve daha birkaç devletin konsolosluğunun açıldığı Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin, Doğu’da kurulan Avrupa tipi ilk cumhuriyet olma niteliği taşımasından ötürü ve kısa sürede kaydettiği gelişmelerle, benzeri devrimleri gerçekleştirerek, “demokratik cumhuriyetler kurma” düşünceleri filizlenen doğu halklarına eşi bulunmaz bir örnek teşkil ettiğini bildiren Mutlu, “İşte bu yüzden de ortaya çıkan Azerbaycan Cumhuriyeti örneğinin tüm doğu’da yayılma tehlikesi öncelikle Sovyetler Birliğinin kurucuları olan Komünistler için kabul edilebilir değildi” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

Doğu’da İlk Avrupa Tipi Devlet
“Doğu’da kurulan ve her yönüyle Avrupa tipi Azerbaycan Demokratik Türk cumhuriyeti örneğinin; tüm doğuya yaygınlaşmasını önlemek yönelik Bolşevik Rus Kızılordusu, 27 Nisan’ı 28 Nisana bağlayan gece Bakü’ye girerek, Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti Meclisini feshederek yerine Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu.

70 yıl sonra SSCB’nin dağılmasıyla Cumhuriyetin İlk devlet başkanı olan Mehmet Emin Resulzade’nin; “Bir kere yükselen Bayrak bir daha inmez” özdeyişi doğrultusunda kardeş Azerbaycan Türkleri, 3 renkli Azerbaycan Bayrağı, o günkü meclisin gönderine çekerek, bağımsızlığını yeniden dünya kamuoyuna ilan etti” diye sözlerini tamamladı.

    
 
U.Ü. İİBF Uluslar arası ilişkiler bölümü öğretim üyesi Murat Jane de, “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kuruluş sürecinde Büyük Güçlerin Rolü”nü 1914-1922 yıllarını temel alarak, Tras-Kafkasya’da güç mücadelesini etkileyen faktörleri; “ Rus, Rus Carlığı, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere ve Almanya’nın Trans Kafkasya ve Azerbaycan politikalarını ayrı ayrı anlattı.
Jane, özet olarak şunları kaydetti:
Azerbaycan,  Statükocu ve Revizyonist Devletlerin Mücadelesine 
“Trans Kafkasya I.Dünya savaşından hem Statükocu devletlerle Revizyonist devletlerarasındaki güç mücadelesinde hem de her iki grubun iç mücadelelerinde önemli rol oynamıştı.

Trans Kafkasya’nın jeopolitik ve jeoekonomik konumu büyük güçlerin ilgisini çekmiştir. Osmanlı Devleti açısından bölge; hem olası bir bağımsız Ermenistan’ın kurulması, hem de bölgedeki Türk varlığının Bolşevik-Ermeni katliamlarından korunması için önemlidir. Brest Litovsk Antlaşması sonrası bölgeye yönelik Osmanlı ilerleyişi Osmanlı-Almanya ilişkilerinde dönüm noktasıdır.

Almanya açısından Kafkasya “Welt politik ve Ostpolitik”in önemli bir parçasıdır. Almanya, hem bölgedeki Müslümanların, Ruslara ve ingiltere'ye karşı ayaklanmasını sağlamayı, hem de Gürcistan’ı destekleyerek bölgede kendisine yakın bir müttefik yaratmayı amaçlamıştır.

İngiltere, Trans Kafkasya’nın Rus, Osmanlı ve Almanya’nın etkisine girmesini engellemeyi ve Bakü petrollerinden faydalanmayı amaçlamıştır. Almanya ve Osmanlı’nın savaştan çekilmesinden sonra bir süre Bakü’yü elinde tutsa da iç savaş sonrası Rusların bölgede yeniden nüfuz kurmalarını engelleyememiştir.

Ruslar açısından; Trans Kafkasya bölgesinin jeostratejik ve Jeoekonomik özelliği itibarıyla önemlidir. Ruslar, Bolşevik Devrimi ve Brest Litovsk Antlaşması sonrası, bölgedeki nüfuzunu kaybetse de, iç savaştan Bolşevik’lerin galip çıkmasıyla, bölgeyi yeniden devlet ülkesinin bir parçası haline getirmiştir.

İngiltere, Ermeniler vasıtasıyla bölgede; etkinlik kurmayı amaçlarken, Azerbaycan’ın bağımsızlığını desteklememiştir. Ruslar, tarihsel müttefikleri Ermeniler aracılığıyla, hem bölgede hem de Osmanlı devleti ülkesinde etki kurmayı amaçlamıştır.

Almanya Gürcistan üzerinden bölgede etki kurmaya çalışmıştır. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında sadece Osmanlı İmparatorluğu açık destek vermiş olup, diğer büyük güçlerin doğrudan destekleri olmamıştır.

Bu desteğin görünür nedeni? Tarihten kaynaklanan kültürel birliktelik olsa da, Osmanlı Devletinin 19. Yüzyılın ikinci çeyreği itibarıyla etkisini kaybettiği coğrafyada yeniden etki kurmak isteği de  unutulmamalıdır.”

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2018, 09:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER