banner2

Haberli afetlere deli “dolu” çözümler

Geçen yıl ceviz büyüklüğünde dolu yağınca otomobillerin kaportaları zarar görmüş, bazılarının da camları kırılmıştı ya, bu yıl akıllandık.

Meteoroloji, Marmara Bölgesi’nde dolu yağışı olacağını duyurur duyurmaz otomobil sahipleri alarm durumuna geçti.

Kapalı otoparklar tıka basa doldu, dışarda kalanlar ise akıllara zarar yöntemlerle doluya karşı önlem aldı.

Otomobilini, kargodan gelen paket gibi özenle sarıp sarmalayanlar mı sorarsınız, on santim kalınlığında yatakları arabanın üzerine koyanlar mı…

Sosyal medya, bu komik görüntülerle çalkalanıyor.

Ama insanlar haklı…

Sigortacımın dediğine göre, dolu zararları kasko kapsamında olmayabiliyormuş. Bu iş şirketin insafına ve anlayışına kalmış yani. Sigorta şirketlerinin çoğu, geçen yıl İstanbul’da doludan zarar gören vatandaşların zararlarını karşılamamış. (Karşılasa ne olacak ki? Aracınızın kaportası değişse, yarın bir gün değerinin altında satmak zorunda kalırsınız.)

Çünkü sigortacıların “doğal afet” anlayışı biraz farklı… Beklenmeyen ve ihtimal dışı olan bir olay olursa bunu “doğal afet” sayıyorlar.

Devletin meteoroloji kurumu bas bas bağırıp “dolu yağacak” derken tedbir almayanlar, “tedbirsiz” sayılıyormuş ve zararı karşılamıyormuş. Bu “haberli afet” yani anlayacağınız.

Sigortacım bu durumu iki örnekle açıkladı.

Kırmızı ışıkta geçmek yasaktır. Ama siz kırmızı ışıkta geçerseniz ve kaza yaparsanız hasarınızı sigorta şirketi karşılamaz.

Diyelim 80 km hızla gitmenin yasak olduğu bir yerde o anda kaza yaparsanız, sigorta bunu karşılamıyor.

Dolu işi de aynen öyleymiş…

Uyarı yapılmış ve siz önlem almamışsanız, elek gibi olmuş kaportayı düzeltme maliyetine de katlanacaksınız.

Bunu öğrenen Sevinç durur mu?

Paketleme furyasına ben de kapıldım mecburen. Evdeki en büyük battaniye ile örttüm minnak kızım “nefes”i.

Feda olsun kızıma ama aynı anda rüzgâr olsaydı, battaniye uçar giderdi, maazallah yoldan geçen başka bir aracı sarıp sarmalayıp kazaya yol açabilirdi.

İklim değişikliklerinin bizi sık sık gafil avlayacağı gün gibi ortada ve biz buna kalıcı bir çözüm bulmalıyız.

Bu iş yorganı döşeği arabaların üzerine sermekle olacak gibi değil…

Belki çözüm bulan vardır diye internette biraz dolaştım. Var ama bize pek uyanı yok… Kimileri otomobilin üzerine takılan şemsiye icat etmiş, kimleri hava yastığı gibi şişen otomobil kılıfları… Bunların kullanıldığı sokaklardaki manzarayı düşünmek bile istemiyorum.

Branda üretenlere benim önerim, içine buzun etkisini giderecek kalınlıkta elyaf konmuş kapitone kumaşlardan kılıf üretmeleri…

Sizi bilmem ama ben kendim için çözümü buldum. İki tane çift kişilik yazlık yorgandan “buzul kılıf” dikeceğim… Etrafına da lastik geçireceğim ve minnak kızımı “haberli afet” lerden koruyacağım…

Bu arada, önerilere de açık olduğumu belirteyim.

YORUM EKLE