banner2

Her yer yalnızca gri…

Tarihini net olarak hatırlayamıyorum. Sanırım 2000-2010 arası dönemdi.

İşyerimiz, Orhan Gazi Parkında, Koza Han ve Ulucami'nin arasında yer alıyordu.

Ortalıkta kimselerin kol gezmediği bir kış günü, kapıların önünde ellerimiz ceplerimizde esnaf arkadaşlarımızla geyikteyiz. Konuşurken ağızlarımızdan dumanlar çıkıyor. Derken dört bir yandan yeşil-beyazın ağırlık kazandığı renkli kaşkolleriyle marş söyleyenler çıkageliyor Orhangazi Meydanı'na.

Öğleden sonra Ümit Milli Futbol takımlarının maçı olduğunu unutmuşuz. Adamlardaki futbol sevgisi inanılmaz. İrlanda'dan geliyorlar bu düzeyde bir karşılaşma için. Renklerin kardeşliği doğal olarak ön plana çıkıyor. Turistlere yönelik satış yapan işyerlerindeki arkadaşlarımız rahatlıkla diyalog kurabiliyorlar kendileriyle.

Anında; kaşkol, bere, rozet ve bayrak değişimleri başlıyor. O kadar canlı, renkli ve dost insanlar ki, harika bir ortam oluşuyor. Ada insanı olsalar da taraftarlık alışkanlıkları Avrupa'nın çoğu ülkesinden daha üst düzeyde. Maçtan önceki beş saatlik süreyi nerelerde değerlendirebiliriz diye soruyorlar.

Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ama onların tercihi farklı. Kaliteli bir ortamda kaliteli şaraplar içmek ve maçın havasına girmek istiyorlar. Aklıma o dönemin gözde işletmesi Villa Mangal geliyor. Saat sabahın 09.00'u henüz. Arıyoruz, cevap vermiyorlar. Daha sonrasında Selçuk Restoran durumu kurtarıyor ve oradan birileri ses veriyor. Kendilerine durumu anlatıyoruz, onlarda kısa sürede hazırlanırız diyorlar. Bizim taraftarlarla şamatamız biraz daha devam ediyor. Sonrasında, karşılıklı tezahüratlarla birbirimize veda ediyoruz.

Öğleden sonra saat 14.30'daki maç için 30 dk öncesinden Atatürk Stadı'ndayız. Taraftarımız nedense karşılaşmaya ilgisiz kalmış.

Bizim İrlandalı kankalar misafir tribünündeki yerlerini almışlar. O kadar renkliler ki, bizdeki renksizliği fark ediyorum birden. Kışın da güneşten yararlanmak için koyu renk giyinin önerisi iliklerimize kadar işlemiş yani!

Biz; siyah, lacivert ve kahverengi üstlüklerimizle tezahürat yaparken, onlar gökkuşağı gibi renkleri ve şarkılarıyla karşılık veriyorlardı. Kışın kasvetli günlerinden biri de hepimiz açısından çok keyifli geçmişti!

En az on beş sene önce yaşadığım bir farklılıktan sonra ki değerlendirmelerimdi bunlar.

Ya şimdi geldiğimiz yer?

Artık ne ağaçlar yeşil, ne de gökyüzü ve deniz mavi!

Her yer yalnızca gri!

Kafamızın içindekiler bile!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nihat Sapan
Nihat Sapan - 2 yıl Önce

Çok güzel bir anı ve yorum olmuş. Tebrikler.