banner2

Herkes haddini bilsin! ' Önce Ben'

Herkes haddini bilsin! ‘ÖNCE BEN!’

İftar öncesi katıldığım bir sohbette döviz kurları krizi ile başlayan muhabbet ülkenin bekasına kadar geldiğinde, bütün dünyayı gezmiş ve görmüş, her konuda entelektüel birikimi ve cebinde kelimeleri olan, okuyan, otomobil sporlarına meraklı ve pilotu olan, ellili yaşlarda yakışıklı bir salon beyefendisi dostumuz bir anda ‘Dur Ağabey’ dedi.

Ve ‘Reis bizi Afrin’e götür’ diyenler, ‘Ortalığı yakarız yıkarız’ diyen ‘Ot satarak milleti yolan Doktor kılıklı soytarılar var ya!

Afrin yetmez bizi Menbiç’e götür diyen eski türkücü var ya!

Hayatta ne görmüşler, ne yaşamışlar, Türkiye’m için bugüne kadar ne yapmışlar ki bu ülke için klavye ya da ekran kabadayılığı yapıyorlar dedi.

Onu dinlerken dünyayı gezmişsin, estetik zevklerin var, pahalı sportif hobilerle uğraşmışsın, kitap kurdu olmuşsun ama millete ayar verirken sen ne yaptın ki sormaya gerek kalmadan;

Bir Asteğmen olarak Güneydoğu karakollarında görev yaptığı yıllara döndü. “Ağabey oralarda yaşamayan, eksi 25 lerde günlerce termal giysilerle karın içinde yatmayan, doğal ihtiyaçlarını bile donmamak için giysileri içine yapmayan, bir sigara içmek için yaktığı ateşin eceli olacağını düşünemeyenler konuşmasın” dedi.

“Karakolları basılmayan, teröristlerin tuzağına düşmeyen, içerdeki hainlerin ihanetini görmeyenler atıp tutmasın” derken yeşil gözleri dolmuştu.

Sesi titreyerek “ Ağabey, iki omuzunu yumruklayarak Komutanım oğlumu görmek istiyorum diyen anneye şehidinin sadece elini görüp tutmak için izin vermenin ne kadar büyük bir yük olduğunu kimse öğrenmesin” dedi ve biriken yaşlar yanağından süzülmeye başladı.

Ağabey biliyor musun? Şehitlerin ölecekleri kendilerine malum oluyor ve ‘Komutanım ben şehit olacağım’ diyorlar dedi.

Böyle konuşan bir askerini teskeresine 15 gün kala operasyon ekibine almadığını ve karakolda nöbete bıraktığını söyledi. Gecenin karanlığında araziye intikal ettikten sonra sayım alırken onu gördüğünü ‘ Senin burada ne işin var’ çıkıştığında ‘ Komutanım bu vatan görevinden beni mahrum edemezsiniz’ cevabını aldığını ama onu o gece şehit verdiklerini anlatırken sanki o anları yeniden yaşıyordu.

Dondum kaldım!

Orhan Veli’nin dediği gibi

Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik.

Bu sohbet benim miladım oldu. Söz konusu vatansa haddimi bileceğim ve bu vatan için canlarını feda edenlerin rolünü çalmayacağım incitecek hiçbir söylemde bulunmayacağım.

Milliyetçiliğin bayrak sallamak, nara atmak, klavyeden ekranlardan fasulyeden gider yapmak olmadığını yeniden öğrendim.

YORUM EKLE