banner2

Hesap vermeden nereye?

Türk Yargısını ele geçiren düşman ajanlarına teslim olmamak için kafasına sıkan şerefli Deniz Yüzbaşısı Ali Tatar’a köşesinden şöyle seslenmişti şerefsiz! Hesap vermeden nereye!

Onun ne mal olduğunu yasa dışı kurulan ilk TV den havlamalarından belliydi. O ve onlar gibiler hep sahibinin sesiydi ve jetonla çalışırlardı. Ne kadar para o kadar yalamak için programlanmışlardı.

Düşman ajanları bir kanser hücresi gibi yargıdan TSK ya atlayınca 15 Temmuz’da halkına silah sıkacak kadar kirletmişlerdi Peygamber Ocağını…

Bizim mağduru sevme gibi marazi bir hastalığımız var. Aslında insanlık mağdurun değil, hakkın ve haklının arkasında durmaktır.

O gün yargıya güvenip, beylik tabancalarını, emrindeki askerleri ve silahlarını yargıya emanet edenler asla düşmana teslim olmadılar. Çünkü demokrasiye inançları tam ve kendilerinden, milletinin yargısından emindiler.

Demokrasi treninin makas kestiğini belki de biliyorlardı ama Türkiye’de TSK ne zaman bu işlere girse sonuçlarının hem TSK hem de halkı için iyi olmadığının artık biliyorlar. Çünkü onlar artık ABD nin “ Bizim çocuklar geldi” dediği dönemi kapatmışlardı.

Binlerce insan, yüzbinlerce sahte delil üretilerek zindanlara atıldılar. Onların fıtratında hak adalet merhamet değil, dinsi sapıklık vardı.

Düşman ajanlarının hükmettiği yargıya asla teslim olmadılar. Bunun örneklerini savunmalarını yaparken mahkemenin vicdanına inanmadıklarını, teslim olmadıklarını ve bir gün siz yargılanırken biz hukuk içinde yargılanmanızı istiyoruz dediler.

O günlerin temelinde zaman vardı.

Ve uzaydaki güzelim samanyolunun adını kirleten medya…

Ama yetmedi aynalı sazanları kandırmak için sol görünümlü asıl ihanet çetesi olan Taraf kuruldu ve infaz onun marifetiyle başlatıldı.

Bilişim ve yazılım o kadar ileri düzeye gelmişti ki; adamın ıslak imzasını bire bir atabilen CNC li akıllı makinalar kullanıldığı için, insanı kendinden bile şüphe ettiren kumpaslar kurularak ocaklar söndürüldü.

Bugün vatana ihanetten müebbetle yargılanan o günlerin piyonlarına asla acımıyorum. Hatta bir zamanlar onlarla yürüyenler, semirmelerine alet olanlar, onların çığırtkanlığını yapanlar, o ağlak haini kutsayanlar, ruhlarını satarak makama oturan savcılar hakimleri kahraman ilan edenlerin hepsi hak vaki olup musalla taşında arzı endam edildiğinde “Hesap vermeden nereye “ diye sormak bu milletin boynunun borcudur.

YORUM EKLE