banner2

Âhilik haftasında “Ah” alanlar...

Anadolu’da geçmişi 13. yüzyıla dek giden bir Âhilik geleneği var. Bu gelenek, Orta Asya’dan göç eden Türkmenlerin İslamlaşma sürecini hızlandırmak, Anadolu’yu Türk yurdu haline getirmek, onların Rum ve Ermeni tacirleriyle rekabet edebilmesini sağlamak amacıyla Hacı Bektaş-ı Veli tarafından yaygınlaştırılmış.

Günümüzde ahilik diye bir kurum artık yok. Onun yerine 17-23 Eylül tarihleri arası, “Âhilik Haftası” olarak kutlanıyor, o kadar.

“Âhi” kelimesi Arapçada “Kardeş” anlamına geliyor.

Kaynaklara göre Âhilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik, hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenme olarak gelişiyor.

Âhilik, iyi ahlâk, doğruluk, kardeşlik, yardımseverlik gibi özellikleri barındıran bir sosyoekonomik düzen. Kuralları ve kurulları var. Örneğin, katiller, hırsızlar, çevresinde iyi tanınmayanlar, zina ettiği kanıtlananlar, vurguncular, kötü söz getirebileceği düşünülenler bu örgüte alınmıyor.

Bugünkü kavramlarla söylersek, toplumsal sorumluluk, hizmette mükemmellik, dürüstlük ve doğruluğu” temel ilke kabul eden her esnaf, işadamı âhilik geleneğinin bugünkü uzantısı kabul edilebilir.

Aslında her meslek erbabı, her insan, içinde âhilik ahlâkını taşımalıdır.

Esnafsa, sattığı malın fiyatını adamına göre değiştirmemeli, malın niteliği hakkında yalan söylememeli;

Gazeteciyse, çıkar karşılığı haber yapmamalı, azıcık sıkıştırılınca haber kaynağını satmamalı;

Yöneticiyse, çalışanları arasında ayrım yapmamalı;

Sanayiciyse, çevreyi kirletmeden üretmeli, çalışanlarına hakkını vermeli, başkasından ucuza aldığı mala kendi etiketini yapıştırarak müşterisini kandırmamalı;

Marketçiyse, Âhilik haftası kutlamalarında dürüstlükten ahlâktan söz edip sonra da halkın değerlerini hiçe sayıp metazori İle yeni marketler açmaya çalışmamalı,

Otelciyse, bu ülkede yaşayanların değer verdiği ve koruma altına alınan bölgelere göz dikip yönetmelikleri değiştirtmemeli, yatırımına onay vermeyen görevlileri yurdun ücra bölgelerine sürdürtmemeli;

Hamamcıysa, doğalgazla ısıttığı suları şifalı kaplıca suyu diye millete yutturmamalı;

Hekimse, hastanede yapılması gereken ameliyat için hastayı özel hastaneye yönlendirmemeli;

Adamsa, kendi günahlarını aklama uğruna, başkalarını karalamamalı, zavallılığını örtbas etmek için gülünç durumlara düşmemeli;

Kadınsa, kadınların toplumsal hayatta yer almalarını destekliyormuş gibi görünüp, “kır çiçekleri”ne kendi hayatının kirini bulaştırmamalı…

Bence tabii… Bilmem siz ne dersiniz?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet yildiz
Ahmet yildiz - 2 yıl Önce

Haklısın da...yazdıkların uygulansa başka bir Türkiye 'de yaşardık.