banner2

KORKULARINIZI FOTOĞRAFLARIN ARKASINA GİZLEMEYİNİZ…


Siz, neden, sizden başkasının ülkenin durumu ile ilgili endişe duymadığını sanıyorsunuz?
Sosyal medyada ne bulursanız, bize gönderip, endişemizi arttırmaya çalışıyorsunuz?
Bilmiyorsunuz, bilmek de istemiyorsunuz..
Farkında da değilsiniz; ama, bizim gözümüze nice zamandır uyku girmiyor..
Siz gerçekte olayın vahametini bilmiyor, muhalefet olsun diye endişeli görünüyorsunuz; biz ise, sizin Erbakan'ı ve zihniyetini hükûmete soktuğunuz günden beri, çocuklarımızın yaşayacağını tasavvur ettiğimiz Türkiye'den korkuyoruz.(*)

 

Siz, samimi değilsiniz; siyaset olsun diye nefret ediyor görünüyorsunuz; sonra da, sizden başka kimsenin ülkenin götürülmek istenildiği siyasi atmosferden nefret etmediğini düşünüyor, ha bire bize nefret pompalamaya çalışıyorsunuz.. Bilmiyorsunuz ki, biz artık nefreti sevgi sanıyoruz..
 

Siz aklınız sıra bayrak zinciri yapmakla milletin uyanacağını umuyor; bizi de bayrak zinciri yapmaya çağırıyorsunuz..
 

Bizim bayrağımız yok mu sanıyorsunuz?
 

Bilmiyor musunuz ki, biz, o ay yıldızın, savaş meydanındaki kanların üzerine aksettiği günden beri, o bayrak uğruna yaşıyoruz.
" O hilal uğruna batan güneşlerin " kabrinde, o bayrakları gözyaşlarımızla yıkıyor ve umudumuzun üzerine süs diye dikiyoruz.

 

Koskoca adamlarsınız, savcısınız, avukatsınız, mühendissiniz, doktorsunuz, öğretmensiniz, hergün bize yüzlerce Atatürk resmi göndererek, vazifenizi yaptığınıza inanıyor, bu kâfiymiş gibi, başınızı yastığa rahat koyuyorsunuz..
Korkaksınız.

 

Gericilikle, ortaçağ hasreti ile yarınlarımızı karartmaya yönelenlere karşı savaşıyormuş gibi yapıyor, o Atatürk resimleri arkasına korkularınızı gizliyorsunuz.
 

"Mustafa Kemâl , bu ülkeyi fotoğraf kopyalayarak mı; yoksa, başını ipe uzatarak mı kurtardı.?
Siz de fotoğraf kopyalamayı bırakıp, çıksanıza meydana.
Sorsanıza “ Kamusal alan babanızın malı mı?” diye.

 

Esnafsanız vergi kontrolünden; tüccarsanız hesap uzmanından, memursanız kovulmaktan korkarak susarsanız, nasıl siz " Biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz" dersiniz?..
Hırsız mısınız?

Başkasının hakkını mı yiyor, vergi mi kaçırıyorsunuz?
Neden korkuyorsunuz da, sağa sola bayrak veya Atatürk resmi göndererek, bizim safımızda görünmeye çalışıyorsunuz? Mustafa Kemal bütün rütbelerini arkada bırakmadı mı?
Bırakın vergi kontrolörlerini, hesap uzmanlarından korkmayı, padişahın idam fermanlarını yırtıp atmadı mı?

" Çok mühim, paylaşın bunu..." diyerek, bizim de, sizin gibi, o resimleri kopyalamamızı, sağa sola gönderip, sanki vazifemizi yapmışız gibi kendimizi aldatmamızı , sonra da, savaşmadan yastığa başımızı koyup huzur içinde uyumamızı mı, istiyorsunuz?
Toplum içinde saygın yerleriniz var, bunun için, kıyafetinizle, yaşam tarzınızla Atatürk'ün hayal ettiği Türkiye'ye kendinizi müstahak görüyorsunuz; sonra da,

" Kurtuluşa nasıl gidilir evlat?
Sağa sola sapmadan , Atatürk caddesini takip et.."
mesajını birbirinize göndererek, o diyanetteki, " Yolsuzluk hırsızlık değildir."; " " Evet demek farzdır.." ; " Başı örtülü kadınının sigara içmesi davetkâr intiba yaratır.." diyen utanmaz fetvacıları yere sereceğinizi sanıyorsunuz..
Atatürk’ü bu kadar mı biliyor, daha 1906 da Selanik’ te anayasa taslağı yazan, sizin gibi 2016 da bile toplumun önüne alternatif bir anayasa taslağı koyamayanlara bir asır fark atan vatan kurtaran, cumhuriyeti kuran kahraman, bu kahvehane ağzıyla mı anlatılır?
Rahmetli Ecevit size, " Gardırop Atatürkçüsü " derdi… Gardıroba elbise asılır ama biliniz ki, Ecevit o gardıroba sizin soytarılığınızı asmıştı.

 

(*) Bilmeyen gençlere, 1973'te Ecevit 185 milletvekili kazanıp ek başına iktidar olamayınca, o dönem ilk defa seçime giren Milli Selamet Partisi ile koalisyon yapıp, Erbakan'a başbakan yardımcılığı, arkadaşlarına da Sanayi ,Ticaret ve Adalet Bakanlıkları gibi önemli bakanlıkları verip, bu zihniyeti ilk defa devletin içine soktu.

YORUM EKLE