banner2

Ruhumuz yandı, sinirlerimiz bozuldu…

Hani bir söz var ya,et tekraru ahsen velev kane yüz seksen” diye, ben de tekrarda fayda vardır yüz seksen kere de olsa, sinirleri bozacak bu konuyu yine açmak istiyorum.

Nasıl açmayayım ki, evimin balkonu Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi manzaralı!

Ee bugün de 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’ymüş, daha ne yazayım? Bundan iyi konu mu olur?

Anlatayım

Bursa’da Görükle Göçmen Konutlarının karşısında, 1995 yılında yapımına başlanan ve on yıl tek çivi bile çakılmayıp sonra da ihalesi yapıldığı halde bitirilemeyen ve nihayet 2014 yılında hizmete açılan

Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi var.

En son resmi adı, “Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Dörtçelik Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi”

Ruh ve sinir tedavisi için düşünülmüş ama bitinceye kadar epey sinir bozmuş…

Aslında hastanede aksilikler daha temelde başladı. Hayırsever Mustafa Dörtçelik, bina bitmeden vefat edince işler sarpa sardı. Mirasçılar işi devam ettirmediler ve geri kalan inşaatı devlet üstlenmek zorunda kaldı. Devlet hastanenin hizmete açılması için 18 milyon lira (eski parayla trilyon) ayırdı ama yapılan ihalede kaybeden firma itiraz etti.

Her ihaleyi kaybedenin itirazının gereğini yapmak yıllarca sürdü. İnşaat yılan hikâyesine döndü ve hastane 2014 yılında hizmete açılabildi.

Açıldı açılmasına da aradan dört yıl geçtikten sonra aksilikler yine peşini bırakmadı.

Bu yıl 14 Nisan sabahı, üst kattaki yemekhane bacasından çıkan yangın hastanenin bir bölümünün çatısını kül etti. Daha doğrusu çatının ahşap olan altı kül oldu, saç levha olan üstü eğri büğrü de olsa duruyor.

Türkçesi çatı yok yani anlayacağınız.

Ama kuvvetli bir rüzgârda havada saç levhaları uçarken görmek mümkün. Birinin üstüne düşer mi düşer! Küresel sürprizler çağında kimse bu sacların uçmayacağını garanti edemez.

Balkona çıktıkça ucube gözüme batıyor. Yedi aydır bekle ki şu hastanenin çatısı onarılsın…

Yedi ay! Dile kolay...

Mustafa Dörtçelik’in kemikleri sızlıyordur eminim. Yok mu ruh ve sinir hastanesiyle ilgilenen bir Allah’ın kulu?

YORUM EKLE