banner2

ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI…

Ailemizin Hayrettin Karaca’ları

Pek çok unvanı olabilir insanın hayatı boyunca. Genelde de mesleki, akademik kariyerlere dayalıdır unvanlar. En güzel yaşam şekli; "yaşam verenlerindir" bana kalırsa.

Doğayı korumanın bir görev ya da lütuf olarak algılandığı, sığ duygularla geçirdiğimiz zamanlarda, doğanın var olan dengesini korumak, yok etmemek, devamlılığını sağlamak; ağaç kesmemek, korumak ve ağaç dikmek bence kutsal bir hizmet.

Bu anlamda çalışmalarını herkesin bildiği, "TOPRAK DEDE" unvanlı Hayrettin Karaca yürekli bir öncüdür. TEMA Vakfı'nın kurucularından biridir. Pek çok proje ile ülkemizin doğasını koruma derdinde, bir güzel yürek.

Toprak Dede unvanını hakkıyla kazanmış olmak, çok farklı ve özel.

...

Zeytin bütün ağaçların ilkidir…

“Olea prima omnium arborum est..”

Büyükdedem, Ahmet Hamdi BARAN

İstiklal Savaşı Gazisidir. Bir gözünü cephede kaybetmiş, savaş sonrası uzun yıllar başçavuşluk görevini sürdürmüş bir asker.

Bursa'nın Kestel ilçesine bağlı Gölbaşı köyünde yaşamış. Köyümüzün hemen yanındaki komşu köy; Dudaklı'da pek çok dizi, film ve fotoğraf çekimlerine sahne olmuş meşhur bir yol vardır. Orası da dedemizin görev alanlarından olduğundan, karşılıklı iki sıra çınar ekilmesi için öncülük ettiğini biliyoruz. Ne zaman bir dizide, haberde ya da fotoğraf paylaşımlarında görsem gurur duyuyorum dedemle. 105 yaşında vefat etmiş ve bugün onun diktiği ağaçlardan zeytin topladık. Ve sonra da doğanın bir mucizesi, zeytinyağına dönüşecekler.

...

Dedem, Yılmaz BARAN

76 yaşında. Bir adeti vardır, önemli bir şey olduğunda ağaç diker. Çocukları ve biz torunları doğduğunda birer tane ağaç dikmiş. Benim doğumum ve onun emekliliği aynı zaman denk gelmiş ve ikimize bir nar ağacı dikmiş mesela. Sonra bir elma ağacım da var onun ellerinin, toprakla buluşturduğu. Bugün beraber zeytin topladık dedemle, yüz yaşını çoktan geçmiş ağaçlarımızdan. Dede yadigarı, asalet timsali zeytin ağaçları. Dedeme sordum, kaç yıldır zeytinle içli dışlı olduğunu kestiremedi. Yani kendini bildi bileli... Şimdiye kadar nereye kaç ağaç diktiğinin de sayısını bilmiyor. Bildiğimiz tek şey, fırsatını bulduğu her an, her uygun yere ağaç dikiyor. Ağaçları hiç abartısız evladı olarak görüyor. Yaklaşık elli beş yıl önce, sevdiği kadına yazdığı mektuplardaki, zarafeti ve de asilliği ağaçlarına dokunurken de gösteriyor. İncitmekten kaçıyor ve asla ilgisiz bırakmıyor. Ağacı küstürmüyor! "Ben babamın zeytin ağaçlarını, at arabalarıyla naklettim..." dedi. Çünkü biz de ağaç kesilmez ! Ağaç dikilir, yaşatılır...

...

Ve ben...

Zeytin budama zamanlarında, dedemin yere attığı budanan dalları topladım hep kardeşim Buse ile beraber. Bizim için trambolin oluyordu adeta, yığınlar yaptığımız zeytin dalları. İşten kaytarıp, o yığınlar üzerinde uyuduğum zamanlar oldu. Yani zeytinin kucağında büyüttü dedem bizi. Kendime ait bir toprağım olduğu ilk an ise dedem; "Fidanların hazır kızım..." dedi.

Evet bu bir gezi yazısı değil. Bu bir zeytin yazısı... Uzun zaman sonra yine yeniden dedemle ağaçların arasında bir günün ardından; onlara minnet duyuyorum.

...

Dedelerimin hakkı ödenmez. 2012 yılında çekimlerini yaptığım, Yörük Obalarımız programında köyümüz Gölbaşı'nı ve Dudaklı kanalını da konu etmiştim. Bir Karakeçili Yörük Köyü olan Gölbaşı'nda, Kızıl Gelincikler tiyatro ekibimizle ayrıca yörük şöleni yapmış ve fotoğraf sergimi de sergilemiştim. Onlara layık olabilirsek ne mutlu.

...

Hayatta olmayan büyükdedem Ahmet Hamdi BARAN'a saygı ve rahmetle,

Hayattaki dedem Yılmaz BARAN'a teşekkürlerimle...

YORUM EKLE