banner2

SOSYAL BARIŞA İHTİYACIMIZ VAR...

Türkiye; sizin, benim, bu ülkeyi yönetenlerin, hatta onlara muhalefet ettiğini sananların bildiğinden daha büyük bir ülkedir.
Binlerce yıllık devlet genetiğinin getirdiği kurumsal tecrübe var.
Evet, bu ekonomik kriz iyi yönetildi.
Devletin yetişmiş kadroları devreye girdi..
Merkez Bankası, Bankacılık Denetleme Kurulu gerekli hamleleri yaptı.
Siyaset piyasadan elini çekince, piyasa kendisini dizayn etti.

 

Beraat Albayrak’ın bugün saat 16 ‘da telekonferans sistemiyle dünya yatırımcılarına yapacağı sunuma 4000 civarında yatırımcının katılacak olması çok önemli bir olaydır ve yarın sabahtan itibaren bunun neticeleri para piyasalarını etkileyecektir.
 

Şimdi siyasetin kendisini dizayn etme zamanıdır.
Yaşadığımız hayat boyunca nice krizler gördük.
Hep başarıyla ve tahmin edilen süreçten daha kısa bir zamanda krizleri yendik.

 

Şimdi sosyal barış zamanı..
Evet, ekonomik krizlerin neticeleri en fazla bir, iki yıl içinde hayat tarafından hazmedilir.

 

Ama, eğitim sisteminde, laik düzeni ve felsefeyi inkâr ederseniz, bütün okulları “ İmam- Hatip Formatına “ sokmaya çalışırsanız, modern batıya yönelmiş eğitim programlarından vazgeçerseniz, bunun tahribatını yüz yılda gideremezsiniz.
 

Adalet düzeninde, tarafsız yargı yerine, iktidarın ağzına bakan hakimleri kürsüye oturtursanız, o kürsüde oturanlar, evrensel değerlere sırt çevirirlerse, bunun tahribatı da yıllarca sürer.
 

Sosyal barış hamlesi bunun için iktidardan gelmelidir:
 

Sayın Cumhurbaşkanı, açtığı bütün tazminat davalarından, suç duyurularından vazgeçmelidir.
 

İktidar Partisi, bütün belediye başkanlarına, yönetimlerindeki il ve ilçe sınırlarının kamusal alan olduğunu, bu alanlarda seçimi kazanan % 52 ‘nin kendi dinî, ahlaki anlayışını, seçimi kaybeden % 49 ‘ a dayatamayacağını anlatmalıdır.
Anlayıp anlamadıklarını da kontrol etmelidir.

 

Fikri ve siyasi suçlarda, tutuksuz yargılamanın önemi unutulmamalıdır.
 

Geçmişte, Yargıtay Ceza Daireleri Başkanları toplanır, yargıçlara modern ve evrensel hukuk prensipleri açısından bazı telkin ve tavsiyelerde bulunurdu.
Bu telkinlerin kaynağı iktidarın temennileri değil, evrensel insan hakları olmalıdır.

 

Siz, ne derseniz deyiniz, bazı kişilerin halk tarafından seçilmelerini, bunun sosyolojik ve politik sebeplerini dikkate almalısınız, onların parlamento hizmetlerinden mahrum kalmasına, demokrasi adına razı olmamalısınız.
Tayin ve terfihlerde, liyakat esasına dönmelisiniz..

 

Yani bu ülkede yaşayanların sizlerden ibaret bulunmadığını, bizlerin de bu ülkede yaşadığımız hatırlamalısınız.

Formun Üstü

YORUM EKLE