banner2

Türkçemiz Elden gidiyor…

Bizim nesil, şimdiki gençlerden daha düzgün Türkçe konuşur; çünkü radyo dinleyerek büyüdüler.

Radyo spikerleri de, mükemmel Türkçe konuşurlardı..

Baki Süha Edipoğlu, Nurettin Artam, Feridun Fazıl Tülbentçi’ nin sunduğu programlarında; Yıldız Kenter, Ayten Gökçer, Cüneyt Gökçer, Yıldırım Önol, Semih Sergen, Toron Karaca’ların rol aldıkları “ Radyo Tiyatrosu “saatlerinde, Türkçenin güzelliğini ve kelimelerin musikisini duyardık.

Daha sonraları televizyon ekranlarına çıkan Zafer Cilasun, Jülide Gülizar, Orhan Boran, Halit Kıvanç, Orhan Ayhan gibi haber ve program sunucuları hiç telâffuz ( Diksiyon ) hatası yapmazlardı..

Özel televizyonların çoğalmasıyla, sunucu tarifinde, telâffuz güzelliği yerini, ekran güzelliğine bıraktı..

Ve tabii ki, Türkçemiz katledildi..

Bu yetmezmiş gibi, Türk Dil Kurumu da, imlâ kurallarından kelimelerde vurguyu simgeleyen ve şapka dediğimiz, inceltme ve uzatma işaretlerini kaldırdı..

Bu Türkçemizi daha da beter etti.

Bir cümlede kullanılan şapkasız yazılmış kelimelerin telaffuzu, okuyanın genel kültürüne ve okuduğu metne hakimiyetine kaldı..

Yani, cümledeki “ hala “ kelimesinin, babanızın, kız kardeşini mi, devam etmekte olan bir olayı mı ifade ettiğini anlamak, artık, sizin ferasetinize kalıyor.

Bugün, sabah 9’dan beri, 30 Ağustos törenlerini anlatan bir ekran güzeli, mütemadiyen, “ Devlet erkânı “ yerine, “ Devlet erkan” ı deyip duruyor..

Oysa ki; Devlet tiyatrolarından, TRT ‘den emekli olmuş Türkçe üstatlarının açtıkları “Diksiyon kursları “ var.

Birden bire, en önemli saatlerde ekrana itiverdiğimiz, bu güzellerin, giyimlerine, makyajlarına önem verdiğimiz kadar, doğru Türkçe konuşmalarına da önem versek, kültürümüzün yaşamasına hizmet etmiş olmaz mıyız?

Bu kültür Bakanlığımızın hizmet alanına girmez mi?

Bir de bilgisayar klavyesi yazılım sorunu var.

Türkçe klavye yazılını kim hazırlamış, kim onay vermişse, birleşik kelimelerin yazılışını unutmuşlar.

“Hastahane “yazamazsınız..

Yazarsanız, kırmızı kart gibi kırmızı çizgi belirir ekranlarda.

“Hastane” yazmalısınız..

Bizim nesil, 1950‘liler kadar Fransızca, 1950 ‘den sonra İngilizce kelimelerin telâffuz karmaşasıyla sarsıldı.

Bu sebeple, bazen yabancı bir kelimeyi, eski alışkanlıkla Fransız aksanıyla söylersek, İngilizce bilen torunlarımızın muzip nazarlarına muhatap oluyoruz.

Şimdiki gençlerimiz de, yaşayan Türkçeyle, dayatılan öz Türkçe arasında sıkışıp kaldığı için, yaşayan Türkçede millileşmiş Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri, televizyon spikerleri gibi, hem anlamıyor, hem de doğru söyleyemiyorlar.

Yani dostlar! Türkçemiz elden gidiyor..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Donna ismail ozuturk
Donna ismail ozuturk - 2 yıl Önce

Sakalli Celal derdi ki .. // bu kadar cehalet ancak tahsil ile mumkundur //..