banner2

Türkiye batarsa Bursa batar!

Her şeyini bitirmiş, geleceğini yitirmiş bireyler duygularını, yönlerini ve algılarını kaybetmenin telaşını duymadan, ulaşmadıkları kişisel hedeflerin kinini sorumlu tuttukları toplumdan çıkarmaya çalışırlar.

Bizler bilgi eksikliğinden bedendeki ateşin ve ağrının hastalık olduğunu düşünerek yaşadık. Oysa ateş ya da ağrı hastalık değil, vücudun mikroba karşı oluşan direncinin sonucudur.

Ateş ve ağrı birer alarmdır.

Biz ateş düşürücü veya ağrı kesici ile tedavi olduğumuzu düşünürsek hastalığın ana sebebini bilemeden sinirlerin uyuşturulmasını hayra yorarak, başımıza gelebilecek büyük belanın önünü açmış oluruz.

Ekonominin ateşi ve nabzı ise döviz & faiz ile ölçülür. Bunların dengesinin bozulması yastık altındakini satarak ya da talimatla faiz oranları ile oynamakla düzelmez.

Adı yeni deyimiyle ‘Küresel Oyuncular’ olan aslında bal gibi sömürü düzeni ‘ Emperyalizm’ olan sistem dünyada bulaşmak için bedeni hasta olan ekonomiler ararlar.

Bünyeye girdiler mi öyle bir sarmal anafor yaratırlar ki çırpındıkça içine gömülür batarsınız.

Döviz ile oynasanız, faizi patlatırlar.

Talimatla faizi indirmeye kalksanız, dövizi tutamazsınız.

Piyasaya döviz pompalayıp denge kurmaya kalksanız, poker misali rest çekip sizi bitirene kadar pey sürmeyi artırırlar.

Türkiye’de herkesin bildiği hatta Yiğit Bulut’un bile bildiği bir krizin içine giriyoruz.

Dolar bütün kritik eşikleri atlayarak 5.00 TL barajını yıktı.

Buna sevinen ya da sosyal medyada aklınca dalga geçenler ya haindir ya da her şeyini bitirmiş yaşadığı topluma kin duyan asalaklardır.

Türkiye ekonomisi hiç olmadığı kadar dirençsiz bir halde başına gelecekleri beklerken, bunu siyasi bir bakış açısıyla değerlendirmek hata olur.

Bir kere şurada anlaşalım; Türk Ekonomisi uzun süredir yanlış yönetiliyor.

Bilinen ekonomik sistem ve modellerin öngörülerinin aksine üretime dönüşmeyen, katma değer yaratmayan yol ve inşaat sektörüne orantısız desteklerin sonucunda Makro Ekonomi kitaplarında yazan şeyler bugün başımıza geliyor.

Dolar önemli değil WC yine 1 TL diyenlere kötü haberlerim var.

Resmi verilere göre Türkiye’nin dış borcu 467 milyar dolar, bu durumda Dolar 1 kuruş artsa dış borcumuz 4.67 milyar lira artıyor. Son yedi ayda bu rakam 654 milyar lira artmıştır. Bu rakam T.C. Maliyesinin yıllık topladığı vergi civarındadır.

Bu güneşe kar dayanmaz.

Başta özellikle inşaat firmaları olmak üzere girdileri dövize endeksli sanayi kesimi ciddi nefes darlığı çekmektedir. Bütün dürüst şirketler kriz trenine tünelde yakalanmamak için gelecek planlarını revize etmektedirler.

Piyasalardaki durgunluk üzerine enflasyon patlamasının ekonomilerin kanseri ve toplumsal birliğin olan düşmanı Stagflasyon tehlikesini kapının eşiğine getirmiştir.

Ülkemizde adı bilinen birçok prestjli şirketin sancılı olduğu, borç yapılandırmalarına gittiği biliniyor. Bunun üzerine bankalar el frenini çekip kredileri geri vitesine takarsa, neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Üretim ekonomisini acilen hayata geçirip satış için de ‘Küresel Oyuncularla’ anlaşmak zorundayız.

Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin, ‘Dolar 5 lira olacak diyenler özür dileyin ‘ gibi içi boş slogan atan danışmanların değil, akil ekonomi uzmanlarının değerlendirmelerine kulak vererek tedbirler almasını önemsiyorum.

Öte yandan dış yatırımcıların üzerinde durduğu bağımsız yargı ve demokrasi anlayışımıza inanmalarını sağlamak için acilen gerekenlerin yapılması gerektiğinin düşünüyorum.

Her melaneti dış güçlere bağlarsak, bize içerden vuran odakların farkına varamayız ve çok daha acı tecrübeler yaşarız.

Bu ‘Ekonomik Ulusal Kurtuluş Savaşımız’ için farklı düşünen ama sonunda Türkiye’yi düşünen her bireye ihtiyaç vardır. Kimseyi dışlayarak hedefe varmak mümkün değildir.

BTSO nun bir Mottosu vardır.

‘Bursa büyürse Türkiye Büyür’ diyorlarken hesapsızca para sarf ettikleri biliniyor.

Bursa’da onlarca site ‘Rantsal dönüşüm’ için yıkıldı, hak sahiplerine ödenen kira katkıları bitmek üzere ama daha şantiyelere çivi çakılmadan bütün bütçeler alt üst oldu. Vatandaşı rant beklerken terk ettiği evini bile bulamama telaşı sardı. Müteahhitler müşteri bulamıyor. Bu gidiş Bursa’da büyük yaralar açacaktır.

Başta Hükümet olmak üzere herkes yanlıştan dönmek için son çıkışa gelmiştir.

Biz de ‘ Türkiye batarsa Bursa batar ’ diyerek suskun kalıp dilsiz şeytan olmayalım.

YORUM EKLE